Karanlıkların ardında,
Uzun ince bir sokak lambasının altında,
O ilk öpücüğün ıslaklığıyla zehirlemişti beni.
Aynı zamanda,
Boğazımda düğümlenmiş kıvrak bir halattı elleri.
Gözleri boğulduğum deniz,
Gamzeleri düştüğüm çukur,
Dudakları içinde kaybolduğum ülkem…
Sesi de ölmeden önceki son duam gibiydi.
İntiharın o buz gibi okyanusunda duş alıyordum.
Gözlerim kapanıyordu;
Bir daha görmeyecesine,
Bir daha bakmayacasına.
Şimdi doktorlar ‘kendine kıymış’ diye mühürleyecek bedenimi.
Ama bilmeyecekler, bilemeyecekler!
Her intihar birinin cinayetidir aslında…